Alper Arıkazan
Psikiyatri Uzmanı Dr. Alper Arıkazan | online terapi, online terapist,manavgat terapi, psikolog, psikiyatrist, Aile Terapisi, Bireysel Terapi, Cinsel Terapi, Ergen Terapisi, Evlilik Terapisi, İlişki Terapisi

PSİKİYATRİSTE BAŞVURAN HERKES HASTAMIDIR?

Aralık 7th 2014 Genel
KISA CEVAP :HAYIR
Psikiyatriste başvuran insan kendisini ağır bir hasta olarak kabul etmemelidir. Zaten psikiyatride hasta terimi pek kullanılmaz, günlük sorunları olan stres ve hayat sorunlarıyla karşı karşıya olan kişilerin psikolojik sorunlar yaşamaması imkansızdır ve bu tür sorunlarla kendi kendine baş etmek yerine profesyonel bir yardım almaları daha uygundur.
Hastalık kelimesi tıbbın diğer branşlarında çok kullanılır ama psikiyatri literatüründe buna yer yoktur.
Psikiyatri ruh hekimidir; latince anlamı budur. Tıbbi branşlar arasında sadece iki branşta sağlık terimi kullanılmaktadır; Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığı ve diğeri de Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığı, bunların dışında içinde sağlık kelimesi gecen baska bir branş yoktur.
Psikyatristin görevi ruh sağlığını korumaktır; bu aynı zamanda ruhsal sıkıntılar ilk başladığında müdahele etmek anlamına gelmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki durum bizdeki gibi değildir, hemen herkes sıkıntıları çaresiz bir hal almadan doktora başvurmaktadır. Toplumumuzda ise psikiyatriste başvuru az veya çok delilik belirtisi sayılmaktadır. Bu yaklaşım çok saçma, acımasız ve egoist bir tutumdur. Toplumun insanlara bu şekilde baskı yapması kabul edilemez.
Pskiyatriye başvuran hastaların ancak çok küçük bir yüzdesi ağır mental hastalıkları teşkil etmektedir ve bu oran gittikçe azalmaktadır.
Kişiler kendi kararlarını kendileri verebilmeli ve toplumsal ailesel baskılardan uzak kalarak psikolojik sorunları gidermek icin ; ki bunların çoğu yukarıda söylediğimiz gibi günlük hayattaki streslerden kaynaklanmaktadır; bu nedenle psikiyatriste başvurmaktan kaçınmak son derece yersizdir. Gerek cinsel, gerek ailesel gerekse kişiler arası bozukluklarda hatta sınav kaygısında günlük iş ve ailesel sorumlulukların getirdiği kaygılarda küçük bir müdahele her zaman sonuç verecektir.
Burada şu kuraldan bahsetmek isterim; şuanda pskiyatrinin üstesinden gelemeyeceği bir olgu yoktur. Burada kilit nokta hasta doktor işbirliğinin yerine getirilmesidir.
Kişiler veya insanlar bir birey olarak davranmalı ve önce kendi sağlıklarını düşünmelidirler. Pskiyatri bir arkadaş tavsiyesi değildir ve arkadaş, eş dost tavsiyesi ya da nasihatleriyle psikiyatrik-psikolojik sorunların üstesinden gelinemeyeceği bilinmelidir.

Kimler psikiyatriste başvurmalı dersek; bu konuda hiçbir ayrım yapılamaz; isteyen herkes psikiyatriste başvurabilmelidir.
Psikiyatriste başvuru güncel sorunlarla veya toplumsal yaşamdaki stresler ile ilgili olabilir. Günümüzde pek çok insan bu nedenle ilaç kullanmak istemediğini; terapi yada konuşma tercih ettiklerini dile getirmektedir. Aslında bu talepler kısmen haklı da görülebilir. Psikiyatristler zaten psikoterapide ustalaşmışlardır; istenildiğinde rahatlıkla psikoterapi yapabilirler.
Diğer taraftan sık karşılaştığımız bir durum; kişiler bir süre sonra günlük hayatın verdiği stresle kendi kendilerine baş edebileceklerini düşünürler, ancak bir süre sonra ani bir çöküşle karşılaşıp hiçbir sorunla baş edebilecek gücü kendilerinde bulamayabilirler. Bu durum aniden olabildiği gibi zamanla da gelişebilir. Bu tür durumları çoğunlukla depresyon adı altında topluyoruz. Söz gelimi bir işveren veya amirin ya da daha kıdemli kişilerin kesin emirleri karşısında öncelikle uyum sağlamaya çalışılır. Ama bir süre sonra çalıştığımız yerden soğuyabiliriz ve bu da bir süre sonra verimliliğimizin düşmesine iş yaşamımızın yol açacaktır. Bir başka örnek vermek gerekirse yeni evli çiftler kişilik özelliklerinin farklılıklarından kaynaklan birtakım çatışmaları bir süre için aşırı bir hoşgörüyle karşılayabilirler. Ama bir süre sonrasında bu hoşgörü için büyük bir enerji harcanmaya başlanır ve bu da beraberinde depresyonu getirebilir. Bunlara benzer çok sayıda örnek vermek mümkündür.

Pskiyatriste başvurmak için depresyona girmek gerekmez. Kişiler günlük hayatın verdiği sıkıntılarla gerek çevresel ilişkileri bozulmadan, gerek depresyona girme aşamasına gelmeden, yani sonuçta kişi için işler işin içinden çıkılmaz hale gelmeden psikiyatriste başvurabilirler. Kaldı ki tıpta iki branş vardır ki sağlıktan ve hastalıktan bahseder ; bir tanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı diğeri de ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı; yani psikiyatri uzmanlığı dır. Benzer şekilde anneler nasıl ki çocuklarını sağlıklı iken de çocuk doktoruna götürme gereği duyuyorlar ise aynı durum psikiyatristler için de geçerlidir.

Kısacası ruh sağlığımızda herhangi bir bozulma olmasını beklemeden en ufak bir ruhsal sarsıntıda ile kişilerin psikiyatriste başvurmalarında herhangi bir sakınca yoktur. Günümüzde insanlar psikayriste başvurmaktan kaçınmaktadır; tüm bedensel tetkikler yapıldıktan sonra, bir de psikiyatrist deneyelim diye düşünüyorlar, hatta bazen yakınları tarafından zorla ikna edilebiliyor ya da bazen tam tersine kişinin yakınları sen de bir şey yok evham yapma, kafaya takma gibi telkinlerle kişilerin psikiyatriste gelmesini geciktirebiliyorlar. Şu yanlış algıyı tekrar vurgulamak gerekir ki psikiyatristlere başvuranların büyük çoğunluğu sanıldığı gibi ağır tedavi gerektiren kişiler değildir.




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Ankara Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 4 yıllık eğitimle Aile Hekimliği Uzmanlığı ve 6 yıllık eğitimle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nden Psikiyatri Uzmanlığını aldı. İki dalda uzmanlığı olan hekim 2003 yılında Trabzon Çaykara Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölge Hastanesi’ne kurucu başhekim olarak atandı. Bu hastanenin Kurucu ve 4 yıl [...]

Önceki Yazılar

Günlük konuşma dilimize bile girmiş iki kelime. Gerçekten tek başına kullanıldıklarında bir teşhis değillerdir. Depresyon ruhsal bir çöküntü halini tanımlar ve duygudurum bozuklukları içinde ele alınnır.Yani kişinin duygulanımında azalma, karamsarlık, hayattan zevk almama, durgunluk (bazen bu durgunluğu baskılamak için hareketlilik ve sinirlilik hali) gibi belirtiler olur. Anksiyete ise iç sıkıntısı, huzursuzluk hali ve nedeni bilinmeyen [...]

Sonraki Yazılar

Son Yazılar
  • Yorum Yok
Kategoriler